SOYTARI KRALIN AŞK NOTLARI

                   

           Seni seviyorum cümlesi dünyanın ilk ve hiç eskimeyen şiiridir. Yeniliğini mütemadiyen koruyan bu evrensel cümle acaba bütün insanların ruhunda aynı senfoniyi oluşturuyor mu, haykırdığında herkes aynı sesi mi işitiyor, aynı duyguları mı hissediyor, bu şiir günümüzde ne kadar değerli?

            İnsanların bir kısmı sevgiyi ” çocukluk aşkım dediği, okulda vurulduğu, iş yerinde beğendiği, bir parkta veya konserde bakıştığı, tesadüf veya tevafuk dediği… Sayısı ve sırası tükenmeyen sevgililerde arar; kimi hızını alamaz aynı zamanda birden fazla sevgili ile yaşar; kimi de prensiplidir… Boyun kısa, ailen, köy gördüğüm gibi değilmiş gibi… Der. Kimileri de çok seviştiklerini; mutlulukları için ayrılmaya karar verdiklerini çevrelerine aşamalı bir süreçle duyururlar. Oysa ruhlarındaki çevrede her şey doğrudan aşikârdır.

            Romalıların Kralı bir tane idi; birden fazla olsaydı İmparatorluk yönetilemezdi, Kralın da bir değeri olmazdı. Oysa kâinatı yönettiğine ve güçlerinin sonsuz olduğuna inandıkları ilahlar sayısız putlardan oluşuyordu… Elleri ile yaptıkları bu putların konuşup bir şeyler yaptığı görülmemişti… Ne kadar absürt …? Peki  anlamsız olan neydi? Romalılar da aşkı sevgililer de arıyordu; sevgilileri de ulaşılmaz ve tek olmadığı için değerli değildiler, sonsuz değildiler, kırılabiliyordular, yok olabiliyordular, inkârdan gelen tacizdiler, aslında çok acizdiler…

             Değerli olanlar sadece değer verenlerdir… Hastayı yoğun bakım ünitesinde monitörde kalp atışlarını gösteren bir makineye bağlarlar, kalp durduğu andan itibaren yalnızca düz bir çizgi görünür. ” Aşkı tek olmayanların ve aşka değer vermeyenlerin hayatı da düz bir çizgiden ibarettir…”Leyla’nın Mecnunları, Mecnunun Leylaları olsaydı Leyla ile Mecnun aşkı olmazdı ve günümüze dek ulaşmazdı.

            ” Bakmayın soytarı olduğuma tacımı kaybettim…” siz en iyisi beni dinlemeye devam edin dinliyor musunuz beni aşk tek kişiliktir! Güzergâhında bir sürü çetrefillerin  bulunduğu uzun bir yoldan da geçilse aşkı tek yürekte aramak imkansıza kırmızı bir yumruk atmak, tarifsiz ama bakılan her yerde her şeyde ondan bir parça görmek, sevgisinin hiç tükenmediği ve sonsuzluk taşıdığı, zamanın bile uyuduğu anda yanıp tutuşturan ve ruha anlatılamaz duyguları hassasça serpen, sadakatin, huzurun ve karşılık beklemeden kahramanca ölmenin bütün tonlarını taşıyan ” Tıpkı tek olan ALLAHA inanmak gibi …”  bir yolculuğa çıkmaktır.

                                                                                                      İlteriş Bülent AYDIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir